Alzheimer ve Hukuki Sorunlar

Alzheimer hastalığı için toplumsal farkındalığı artırma, tedavi ve bakım olanaklarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla  21 Eylül “Dünya Alzheimer Günü” olarak kabul edilmiştir.

Alzheimer hastalığı nedir?

Merkezi sinir sisteminin çeşitli kısımlarında nöron ve sinaps kayıpları  nedeniyle ortaya çıkan bilişsel işlevlerde azalma, öz bakım yetersizlikleri, çeşitli nöropsikiyatrik ve davranışsal bozukluklar ile karakterize progresif nörodejeneratif bir hastalıktır.

Alzheimer hastalığı ile ortaya çıkabilecek hukuki sorunlar nelerdir?

Özellikle ileri yaş hastalığı olarak ortaya çıkan bu durum sıkça hukuki sorunlara da neden olduğundan yazıda, bu konu ele alınacaktır.

Türk Medeni Kanunu 8-16. maddelerinde kişilik haklarına ilişkin düzenlemeler mevcuttur.  Bu düzenlemelerin temel amacı Alzheimer hastası gibi hastaların haklarını korumaktır. Bir kişinin kendi eylemleri sonucunda hak ya da borç sahibi olabilmesine fiil ehliyeti denir.

Yani kişinin kendi fiilleri ile hak edinebilmesi  ve borç altına girebilmesi bunlar üzerinde değişiklik yapabilmesidir. Fiil ehliyeti olabilmesi için kişinin reşit olması, kısıtlı olmaması ve ayırt edebilme gücüne sahip olması gerekir. Alzheimer hastalığı özellikle ayırt etme gücünü etkileyebilen veyahut kişinin kısıtlanmasına neden olabilen klinik bulgular gösterebilmektedir.

Kısıtlama, vasi tayini, evlat edinme, evlenme, evliliğin iptali, boşanma, velayet, ölüme bağlı tasarruflar/iptali, vasiyet düzenleme, bağış, satış işlemleri, yaşlı istismarı, ekonomik istismar gibi konular, başlıca alzheimer hastaları ya da ilgili kişiler açısından hukuki tartışmaların gündemini oluşturmaktadır.

…Son iki yıldır Alzheimer hastalığına yakalanan ve bu yüzden kimseyi hatırlamayıp tanımadığı, hatta çocuklaştığı belirtilen ünlü sanatçı Frank Sinatra’nın daha ölüm döşeğindeyken 250 milyon dolarlık mirası için yakınları kapıştı. Sinatra’nın dört eşi ve üç çocuğu arasında, miras için şiddetli kavgaların çıktığı bildiriliyor… Konu ile ilgili gazete haberi.

Ay’a ayak basan ikinci insan olan ABD’li astronot Buzz Aldrin, iki çocuğuna ve eski şirket yöneticisine, kendisini bunamakla itham edip mevcut banka hesaplarından para çaldıkları iddiasıyla dava açtı.

Aldrin davayı çocuklarının miras kontrolünü devralıp kendisine yasal vasi olmak üzere mahkemeye başvuruda bulunmaları üzerine açtı. 88 yaşındaki Aldrin, 1969’da Neil Armstrong’un ardından Ay’a ayak basan ikinci astronot olmuştu.

Baba Buzz Aldrin ise dava başvurusunda oğlu ve Christina Korp’un “kendi şahsi çıkarları” uğruna şirket finansmanının ayrıca uzay yolculuklarına dair özel koleksiyonunun kontrolünü uygunsuz biçimde kontrol altına aldığını iddia etti. Buzz Aldrin ayrıca çiftin kendisini yıllardır bunama ve Alzheimer hastası olduğunu iddia ederek karaladıklarını savundu. Bu hafta mahkemenin atadığı bir ruhsal sağlık uzmanı, Buzz Aldrin’i testlere sokacak. Konu ile ilgili  habere buradan ulaşabilirsiniz.

Hukuki ehliyet raporlarının hazırlanması ya da mevcut hukuki ehliyet raporlarının değerlendirilmesi konusunda tercübeli ekibimizin hazırlamış olduğu rapor örneklerine  bu linkten ulaşabilirsiniz.

Hukuki ehliyet raporu nedir?

Özellikle ileri yaş grubu kişiler bakımından noterlikler, evlendirme memurlukları, mahkemeler, tapu müdürlükleri ve benzeri kurumlar, hekimlerden, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ile ilgili istenen raporlardır.

Hukuki ehliyet raporlarını kim düzenleyebilir?

Mevcut yasal düzenlemelere göre bu raporları tüm hekimlerin düzenleme yetkisi olduğu görülmektedir. Ancak hukuki sorunları elimine etmek için psikiyatri ve nöroloji uzmanları tarafından bu muayenelerin veyahut konsültasyonların gerçekleştirilmesi akabinde rapor düzenlenmesi önerilmektedir. Başta aile hekimleri olmak birçok hekime karşı düzenlenen hukuki ehliyet raporunun mağduriyete yol açtığı iddiası ile açılan ceza ve tazminat davaları ile ilgili tecrübemiz söz konusu öneri ile örtüşmektedir.  Bu hekimler lehine hazırladığımız bilirkişi rapor örneklerine tarafımıza başvurarak ulaşabilirsiniz.

30.09.209 tarih ve 23642684-010.04-1618 sayılı Makam Olur’u ile aynı tarihte yürürlüğe konulan; Sağlık Raporları Usul Ve Esasları Hakkında Yönerge ile özel hastanelerde hukuki ehliyet raporlarının düzenlenemeyeceği belirtilmiş olup bu durum yürürlükteki hukuki mevzuatla çelişmektedir. Bu kararın hekimler açısından bir hak ihlali olduğu düşünülmektedir. Yönergede bu duruma itiraz edilebileceği de belirtilmiştir.

Hukuki ehliyet raporları ne kadar süre geçerlidir?

Öncelikle Fiil ehliyeti/temyiz kudreti karara spesifiktir. Bireyin küçük bir maddi tasarruf için ehliyeti bulunur iken, aynı gün evlenmek gibi sofistike bir karar için temyiz kudreti bulunmayabilir. Bunun kadar önemli diğer husus; böylesine müzmin ciddi hastalıkları bulunan bir kişinin, farklı günlerde farklı klinik tablolar içinde, fiil ehliyeti açısından farklı performanslar sergileyebileceğidir. Bu nedenledir ki hukuki ehliyet raporları da verildikleri gün için geçerlidir. 12.06.2019 tarihli “Noterlik İşlemlerinde Kullanılacak Hukuki İşlem Yapma Ehliyetine İlişkin Doktor Raporları” hakkında 2 numaralı Genelge’de de aynı yönde düzenleme mevcut olup “yalnızca yapılacak hukuki işlemle ilgili olarak hukuki işlemin yapıldığı anda” hususu vurgulanmıştır.

Alzheimer Hastası Bir Kişi Hakkında Vasi Atanabilir mi?

Bir kişiye bu tanının konulması onun katogorik olarak karar verme kapasitesinin ortadan kalktığı anlamı taşımaz. Alzheimer ile ilgili hukuki sorunlarda TMK’nın vesayet hükümleri uygulama alanı bulur. TMK m.405’e göre; “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.

Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.”

Madde 408- “Yaşlılığı, engelliliği, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir.” Madde 409- “Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. raporun tanzimi için gerektiğinde 436. madde hükümleri uygulanır. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.”

Alzheimer hastası kişi hakkında vasi tayin edilebilmesi için yukarıdaki yasal düzenlemeler çerçevesinde ilgili kişi hakkında rapor düzenlenecektir. Vasi tayini yapılacak kişinin detaylı bir adli tıbbi değerlendirmesi yapılarak, tüm psikiyatrik tetkiklerinin, nörolojik incelemelerinin ve gerekli nöropsikiyatrik testlerinin tamamlanması gerekir.

Alzheimer Hastası Olan/Olduğu İddia Edilen Kişinin Ölümünden Sonra Değerlendirmeyi Nasıl Yapıyoruz?

Ölümle sonuçlanan ve geriye dönük değerlendirme gereken olgularda, kişinin işlem anında ayırtım gücünün bulunup bulunmadığı, yani fiil ehliyetine sahip olup olmadığı; tanık beyanı, varsa başkaca raporlar, varsa tedavi kayıtları, hastalıkları, kullandığı ilaçlara ait reçeteler gibi delillerin değerlendirilmesi ile de ispat edilebilir. Bu inceleme “Mental Otopsi” olarak da bilinir. Bazen dosyaya otopsi yapıldığı söylemi kullanılır. Bu kapsamda vefattan sonra açılacak iptal davasında toplanacak deliller adli tıbbi inceleme ile değerlendirilir. Yapılacak bu inceleme ile kişinin işlem tarihinde ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı, geçmişe dönük olarak araştırılarak sonuca varılır. Ayrıntılı bir tıbbi analiz ile hukuki işlemlerin ya da akitlerin tarihlerinin mevcut tıbbi durum ve bilişsel fonksiyonlar ile karşılaştırılması zorunludur. Mental otopsi konusunda bilirkişilik kurumlarının bilinen stratejileri bulunmaktadır. Bu kapsamda delillerin toplanması, risk değerlendirmesi yapılması sık müdahil olduğumuz süreçlerdir.

65 Yaş Üstü Kişilerin Hukuki Tasarruflarından Önce Hukuki Ehliyet Raporu Mutlaka Alınmalı mıdır?

Alzheimer hastalığı ile ilgili en önemli risk faktörü yaştır, yaşla beraber her kişide beyin hücre ölümü olmaktadır ancak Alzheimer hastalığında bu süreç çok hızlı ve erken olmaktadır.

Mevzuatımızda “65 yaşında olanların fiil ehliyeti konusunda şüpheye düşülmesi gerektiği ve sağlık raporu ile ancak hukuki işlem yapılacağı” şeklinde bir düzenleme bulunmamaktadır.  Bu konuda, “Tapu Sicil Tüzüğü”nün 14. Maddesinde ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan 14.05.2003 tarihli ve 074/148-1568 sayılı genel emirde benzer şekilde şüphe halinde doktor raporunun istenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yine Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 91. maddesinde ve Yüksek Sağlık Şurası’nın, hukuki işlem yapma ehliyeti ile ilgili olarak yayımladığı 20-21.02.2003 tarih ve 10642 sayılı tavsiye kararında; şüphe duyulması ve/veya bu yolda bir iddia ve şikayetin bulunması halinde tabip raporunun istenmesi gerektiği” belirtilmiştir.

Dünya Alzheimer Günü vesilesiyle ele aldığımız ve sıkça hukuki sorun olarak karşımıza çıkan hususları cevaplamaya çalıştık. Elbette bu hastaların tedavi için onam ya da bilgilendirilmiş rızalarının alınması da ayrı bir sorundur. Tedavilerle ilgili onam kapasitesi ya da karar verme kapasitesi değerlendirilmelerinin nasıl yapılması gerektiğini bir başka yazıda paylaşacağız. Sorularınız ile bu yazıyı zenginleştirmeyi ümit ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Open chat