Hekim Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası

Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ve sigorta şirketlerinin sorumluluğu pandemi döneminde hekimlerin en çok merak ettiği konuların başında gelmiştir.

Özellikle yaşadığımız pandemi dönemi ile birlikte, zaten toplum sağlığı açısından çok önemli olan sağlık hizmetleri daha da ön plana çıkmıştır.

Haliyle, sağlık sisteminin ve paydaşlarının işleyişindeki olası aksaklıklar da gün geçtikçe toplum ve sağlık çalışanları ile konunun uzmanları tarafından daha çok göze çarpmaktadır.

Yazımızda, özellikle hekimler açısından ön planda olan tıbbi malpraktis davalarındaki, sigorta şirketlerinin sorumluluğuna değinilmiştir.

2017 tarihli Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimatı B.12. “Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına dair prim ve hasar paylaşımı, Ek-3’te yer alan esaslar çerçevesinde Hazine Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu Bakan tarafından belirlenen sigorta şirketi tarafından gerçekleştirilir. (Ek:RG-07/10/2017-30203)” düzenlemesi yer almaktadır.

Bu duyuru ile, oluşturulan havuz sisteminde, Bakan tarafından belirlenen sigorta şirketi, 06.09.2017 tarihinde yayımlanan 2017/4 sayılı TKUZMSS Sektör Duyurusu, 07.10.2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan Tebliğ ile TKUZMSS’e ilişkin aylık prim üretimi ve hasar paylaşımlarına dair kuralları düzenler ve bu paylaşım ve dağılım işlemlerini yürütür. Ancak tüm sigorta şirketleri kendi hasar süreçlerini yönetirler.

TKUZMSS ile ilgili devletin havuz sistemi oluşturması, sigorta şirketlerinin şu ana kadar endişe ettikleri düşük primle üretim ve yüksek tazminatlar karşısında zarar etme kaygısını biraz olsun hafifletmiş gibi gözükmektedir. Havuz sistemi ile primler ve hasarlar, şirketlerin pazar payları ve büyüklükleri oranında paylaştırılmaktadır.

Ancak görüşümüz şudur ki; işin içine muallak hasarlar da katıldığında ve henüz bu muallak hasarların ne kadarının tazminata dönüşeceği konusunda tam bir teamül olmaması sebebiyle, havuz sisteminin şirketler üzerindeki yükünün ne olacağının tam olarak anlaşılması uzun yıllar alacaktır.

Poliçe Teminat Süresi

  • Hekim poliçelerinin poliçe bitiş tarihinden itibaren 2 yıl içindeki tazminat taleplerini kapsamaktadır.
  • Hekim sorumluluk sigortası geçmişe dönük on yıllık süreye yönelik koruma sağlamaktadır.
  • Tazminat taleplerinin, sigorta kapsamında olması için, sigorta poliçesi süresi içinde ileri sürülmesi gerekmektedir.
  • Sigortalı hekimin mesleğini bırakması vb hallerde sadece son sigorta dönemi içindeki etkinlikler bakımından iki senelik ek bir sigorta koruması söz konusudur.

Tıbbi malpraktis iddialı davalar, konunun hassasiyeti ve yargı sistemimiz kaynaklı olarak 5-8 yıldan fazla sürmektedir.

Ayrıca dava açılması ile tazminat talebinin farklı tarihler olması (ki tazminat talebi için ceza davası beklendiği durumlarda bu durum daha çok öne çıkıyor), hekimin sigorta şirketine doğru bildirim yapamaması, ya da hekimin tazminat talebinden haberinin olduğu tarihlerin kimi zaman sigorta sözleşme sürelerine uymaması gibi durumlarda; mağdur tarafın tazminatı talep edebileceği sigorta şirketi olmadığında, tazminat yükü hekim üzerinde kalmaktadır.

Ayrıca her hekimin bu yükü karşılayacak maddi gücü olamayacağı gibi bazı durumlarda hekime de ulaşılamaması olasıdır. Böylesi durumlarda hem mağdur taraf hem de davalı hekim açısından ayrıca bir mağduriyet oluşması söz konusu olacaktır.

Örnek vakada 11/6/2012 tarihinde doğan S.K doğumda beden gücü kaybına uğramış ve davacı aile tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderleri ile manevi tazminat talebi ile doğumu yaptıran hekime ve özel hastaneye dava açılmıştır.

Davada hekimin, hastanenin, davanın ihbar edilmesini istediği sigorta şirketlerinin ve sağlık bakanlığının sorumluluğuna bakılmaktadır.

Bu yazımızda ise konumuz sigorta şirketlerinin sorumluluğudur. Hekimin çalıştığı hastane, hekimin poliçesi ile ilgili 3 farklı şirkete (X,Y,Z olarak belirtilecek) bildirimde bulunmuştur.

  • X Sigorta Şirketi, hekimin hastanede çalıştığı ve doğumu gerçekleştirdiği tarihteki TKUZMSS poliçesini yapan şirkettir. Sigorta poliçesi 21.01.2012-21.01.2013 vade tarihlidir ve poliçenin “1.Sigortanın Konusu” başlıklı kısmında sözleşme tarihinden önceki on yıllık dönemdeki veya sözleşme süresi içinde mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak sözleşme süresi içerisinde kendisine yapılan tazminat taleplerine ve bu taleple bağlantılı yargılama giderleri ile hükmolunacak faize karşı poliçede belirlenen limitler dahilinde teminat sağlayacağı, sigortalının mesleki faaliyetine ek olarak son sigorta sözleşmesi dönemindeki “mesleki faaliyetinden” dolayı sözleşmenin bitiş tarihinden iki yıl sonrasına kadar ortaya çıkabilecek taleplerin de teminat dahilinde olduğu düzenlenmiştir.“B.1. Rizikonun Gerçekleşmesi” başlıklı kısmında sigorta sözleşmesinin konusuna ilişkin olarak sigortalının kendisine tazminat talebinde bulunulduğunu öğrendiği anda riziko gerçekleşmiş sayılacağı belirtilmiştir. Dava konusu zarar meydana geldiği tarihte yürürlükte olan sözleşmenin X Sigorta Şirketi ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak tazminat talebinden dava ile haberdar olunduğu için davanın açılma tarihindeki geçerli olan sözleşme X Sigorta Şirketi ile yapılan sözleşme değildir. Bu durumda X Sigorta Şirketi’nin tazminattan sorumluluğundan bahsedilemeyecektir.
  • Bu esnada dava konusu olgudaki Hekim 2018 yılı Eylül ayından itibaren emekli olmuş ve TKUZMSS poliçesi yaptırmamıştır.
  • Y Sigorta Şirketi, davacının savcılığa başvurduğu ve hekimin davacının taleplerini öğrendiği yıldaki TKUZMSS yapan şirkettir. Ancak, Y Sigorta Şirketi ile yapılan son sigorta poliçesi 23.07.2016-23.07.2017 vade tarihlidir. Tazminat talepli işbu dava 16.08.2017 tarihinde açılmış olup, sözleşme dönemi bittikten sonra tazminat talebinden haberdar olunmuştur.

Ayrıca yukarıda belirttiğimiz üzere, poliçe süresi bittikten sonrasındaki iki yıl içinde gerçekleştirilen tazminat talepleri, ancak son poliçe dönemi içerisindeki mesleki faaliyetten dolayı ortaya çıkacak tazminat taleplerini kapsamaktadır.

Bu durumda ihbar olunan Y Sigorta Şirketinin sorumluluğundan bahsedilemez.

  • Bildirimde bulunulan Z Sigorta Şirketi’nden ise hekimin herhangi bir poliçesi bulunmamakla birlikte bu şirket, yukarıda bahsi geçen TKUZMSS’e ilişkin aylık prim üretimi ve hasar paylaşımlarına dair kuralları düzenleyen ve bu paylaşım ve dağılım işlemlerini yürüten şirkettir. Ancak tüm sigorta şirketleri kendi hasar süreçlerini yönetirler.

Bu durumda ihbar olunan bu Z Sigorta Şirketinin de sorumluluğundan bahsedilemez.

Yukarıdaki konulara ilişkin tarafların üzerinde durması gerekenler:

  • Kimi zaman taraflarca davaya konu başvurulacak şirket belirlenemediği için sigorta şirketine bildirimde aksaklıklar yaşabilmektedir ve bu durum ilerleyen süreçte tarafların mağduriyetine yol açabilir. Bu nedenle, hekimler açısından TKUZMSS’nin yıllar içinde değiştirilmeden aynı şirket üzerinden devam ettirilmesi tek bir mercii ile diyalog içinde olunması ve kolaylık açısından önerilebilir.
  • Özel sağlık kuruluşları açısından; profesyonel risk yönetimi danışmanlığı alınması ve verilen hizmetin takibi ile olası açılacak ya da açılmış davaların süreç yönetiminde avantaj sağlamakla birlikte maddi ve statüsel kaybın önüne geçilebilir.
  • Yine bir malpraktis olgusu ile karşılaşıldığında profesyonel destek ve risk analizi sonrası, dava taraflarının uzlaşması yolu seçilebilir.
  • Maddi tazminat sürecinin uzamaması adına davanın direkt sigorta şirketine açılması; ilgili yazıda da belirtildiği şekilde önerilebilir.
  • Malpraktis olgusu ile ilk karşılaşıldığı anda sigorta şirketini ve/veya acentesini bilgilendirmek ve tüm aşamalarda kesintisiz olarak bu bilgilendirmeyi sürdürmek önem arz etmektedir.

Murat Bakar

Av. Meltem Aksoy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Open chat