Covid – 19 İş Kazası ve Meslek Hastalığı

Dün TTB yetkilileri ve Sağlık Bakanı bir araya geldi. Ana görüşme konularından biri COVID-19’un iş kazası/meslek hastalığı olarak değerlendirilmesi idi. Maalesef olumlu bulunan havaya rağmen bir müjde yok.

Hukukçular gerekirse dava açıp kazanılabileceği konusunda hemfikir. Adli Tıp Uzmanları da nedensellik bağının belirlenmesine katkı sağlamaya hazır. Ama Sağlık çalışanları böyle davalarla yorulmamalı.

Olur da mecbur kalırsak raporumuz, aşağıdaki gibi olacak. Bu yazıda Daubert kriterleri kapsamında Bradford Hill Kriterlerinin COVID-19 için kullanılması tartışıldı. COVID-19 enfeksiyonu işle ilgili bir yaralanma olarak kabul edilebilir mi?

Elbette COVID-19 enfeksiyonunun, iş yerinde bulaştığı ispatlanırsa bu bir iş kazası olarak ele alınır.

Çalışmalarının bir sonucu olarak COVID-19 ile enfekte olan işçiler, sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkına sahip olmalı ve iş göremez hale geldikleri ölçüde tazminat almalıdır. İşle ilgili faaliyetler sırasında COVID-19’dan ölenlerin bakmakla yükümlü oldukları aile üyeleri de tazminat alma hakkına sahip olmalıdır.

Son haftalarda sağlık çalışanları arasında Covid-19 enfeksiyonu görülme sıklığı çok dikkat çekici oranlara ulaştı.

covid 19 tanısı alan sağlık çalışanları

Bu rakamın bilirkişilik değerlendirmesi açısından biraz daha açılımı gerekebilir.

Sağlık çalışanları hariç nüfus(83.154.997-1.061.635=82.393.362). Sağlık çalışanları hariç toplam COVID-19 sayısı: 273.301-29.865=244.436.
Sağlık çalışanı dışı enfeksiyonun görülme sıklığı oran: 0,0029.
Sağlık çalışanlarında oran: 0,028.

Hekimler, hemşireler ve diğer meslektaşlarımız çok net on kat fazla risk altında. On kat önemli bir oran.

Adli Tıp Uzmanları bedensel yaralanma iddialarını raporladıklarında, nedensellik bağının bulunması gerektiğini bilirler. Bu nedenle çeşitli risk faktörleri ile belirli bir sonuç veya hastalık arasındaki neden-sonuç ilişkisini desteklemek için sıklıkla tıbbi ve epidemiyolojik araştırmalardan alıntı yaparlar. Bir hipotezin test edilip edilemeyeceği ya da test edilip edilmediği, sıklıkla Daubert kuralları çerçevesinde değerlendirilir.

Bilirkişi görüşünün kabul edilebilirliğini değerlendirirken dikkate alması gereken faktörlerden biridir bu. Davalarda bilirkişinin nedensellikle ilgili görüşlerine itiraz edecek avukatlar da uzman görüşüne, Daubert kuralları yoluyla altta yatan bilimsel bulguları sorgulayarak itiraz ederler.

1965’te İngiliz doktor Sir Austin Bradford Hill, iki fenomen arasında gözlemlenen bir ilişkinin nedensel bir ilişki olup olmayacağını belirlemede, dikkate alınması gereken dokuz faktör önerdi. Epidemiyologların  “Bradford Hill Kriterleri” olarak söz ettikleri kriterler aşağıdadır:

Bradford Hill Kriterleri

1-İlişkinin gücü: Riske maruz kalma, hastalığa yakalanma olasılığını hangi faktöre bağlı olarak artırır? Riskin oranı ne kadar yüksekse, risk faktörünün sonuca neden olma olasılığı o kadar yüksektir.

Sağlık çalışanlarının riske maruz kalma olasılığının topluma kıyasla ne kadar fazla olduğu açıktır. Nitekim Sağlık Bakanının açıkladığı gibi enfekte olma olasılığı toplumun on katı fazladır.

2-Tutarlılık: Farklı değişkenler göz önüne alınarak, risk faktörü ile hastalık arasında tutarlı bir ilişki olduğu birçok çalışmada gösterildi mi?

Farklı sağlık kuruluşlarında, farklı ülkelerde sağlık çalışanları arasında COVID-19 görülme sıklığının benzer olması ve bu oranın toplumdan farklı yükseklikte bulunması önemli bir tutarlılık göstergesidir.

3-Özgüllük: Maruz kalma sadece bir hastalığı mı temsil ediyor?

Bu sorunun yanıtı çok açık. Filyasyon çalışmaları da net bir şekilde maruz kalma ya da temaslı olma ile COVID-19 ilişkisini göstermekte.


4-Zamansallık:
Temas hastalığın başlangıcından önce mi oldu?

COVID-19 temas sonrası süreç, kuluçka dönemi, bulaşıcılığının başlangıç ve sonlanış dönemi görece iyi bilinen bir konudur. Bu bilgiler kişisel gözlemlerimizle de örtüşmektedir. Temas-hastalık ilişkisi açıktır.

5-Biyolojik gradyan: Doz-cevap ilişkisi var mı? Risk faktörünün daha fazlasına maruz kalmak, hastalığı geliştirme olasılığını artırır mı?

COVID-19 ve virüs yükü ilişkisi tanımlanmış durumdadır. Maruz kalma süresi ve şekli virüs yükünü dolayısı ile hastalanma ve hastalığın ağır geçme olasılığını arttırmaktadır. Sağlık çalışanları arasındaki ağır hastalık oranı tüm bakım olanaklarına rağmen yüksektir.

6-Akla yatkınlık: Risk faktörüne maruz kalmanın hastalığa neden olduğu mekanizmanın biyolojik bir açıklaması var mı?

COVID-19’un vücuda giriş yolu ve sistemlerde oluşturduğu zarar klinik ve otopsi çalışmaları ile gösterilmiştir.

7-Uyum: Adli Tıp Uzmanlarının kullanabileceği diğer tüm adli tahkikat bilgileri göz önüne alındığında neden-sonuç ilişkisi mantıklı mı?

Elbette adli tıp uzmanları sağlık çalışanlarının iş koşulları, kişisel koruyucu malzeme kullanımı, çalışma süreleri gibi tüm bilgileri filyasyon bilgileri ile birleştirecektir. Bir sağlık çalışanın uzun süre çalışmadığı dönemde enfekte olması, iş kazası ile tutarlı olmayacaktır.

8-Tecrübe: Risk faktörüne maruziyet azalırsa veya ortadan kalkarsa hastalık insidansı değişir mi?

COVID-19 bulaşıcı bir hastalık olduğundan, toplumda enfekte insan sayısının azalması, yani risk faktörünün azalması, sağlık çalışanlarındaki COVID-19 hastalığının azalmasına neden olacaktır. Bakılan hasta sayısı, kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı açık bir şekilde sağlık çalışanlarının hastalanma oranını değiştirmektedir.

9-Analoji: İddia edilen nedensel ajan, benzer bir hastalıkla zaten nedensel bir bağlantı kurulmuş olan başka bir ajana benzer mi?

Yaptığı iş nedeniyle enfekte olmuş kişilerdeki enfeksiyon, ülkemizde daha önce iş kazası olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2019 tarihli kararında yaptığı iş sırasında H1N1 virüsüne maruz kalınan olayda, olayı iş kazası olarak nitelendirmiştir. Ayrıca, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nde Viral Hepatitler ve Tüberküloz sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak tanımlanmıştır.

Yukarıdaki kriterlerden birinin gücüne odaklanmak, nedensellik bağının geçerliliği hakkında hatalı sonuçlara varılmasına yol açabilir. Bir travma sonrası beyin kanaması olgusunda nedensellik bağı araştırıyorsanız; tek bir kriteri riske maruz kalma ve sonucun gelişmesini kriter olarak alabilirsiniz. Özellikle adli tıp pratiğinde, nedensellik bağı kurulması için çoğunlukla geçiciliğe güvenilir.

Yani sonuç (kanama) kazadan sonra geldi, bu nedenle kazanın sonuca neden olduğu açıktır. Bu “zamansal nedensellik” teorisi, Daubert kriterlerini uygulayan ülkelerde bilim dışı olduğu gerekçesiyle açıkça reddedilebilmektedir. Pekala beyin kanaması travmadan önce farklı bir nedenle başlamış olabilir. Bu nedenle yukarıdaki dokuz  faktörü birlikte almak zorunludur.

Daubert’e göre, uzman tanık ifadesi bilimsel yönteme dayanmalıdır. Daubert kriterleri gibi, Bradford Hill Kriterleri de her durumda esnek olmayan bir kontrol listesi gibi uygulanamasa da itirazlara hazırlanmak için önemli bir enstrümandır.

COVID-19 enfeksiyonunun yaygın olduğu birçok ülkede hastalık sağlık çalışanları için bir iş kazası olarak ilan edilmiştir. Aynı şekilde, diğer bazı ülkeler, özellikle sağlık çalışanları ve özellikle maruz kalan diğer işçiler açısından bunu bir meslek hastalığı olarak kabul etmişlerdir.

Meslek hastalığı tanıma prosedürü

Kaynak: ISSA- Guidelines on Prevention of Occupational Risks

Türkiye için de bu müjdeyi bugün gecikmeden talep ediyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Open chat