Pandemi Döneminde Sağlık Çalışanlarının Ruhsal Bütünlüklerini Koruması

Bu yazımızda Pandemi Döneminde Sağlık Çalışanlarının Ruhsal Bütünlüklerini Koruması için alınabilecek önlemleri konu alacağız.

Daha önceki yazımızda sağlık çalışanlarının pandemi döneminde karşı karşıya olduğu psikolojik riskler değerlendirilmişti.

Covid-19’un hayatımıza getirdiği sosyal mesafe kavramıyla günlük hayatımızın rutini oldukça değişti.

Bu değişimle beraber ruhsallığımız ve sosyal ilişkilerimizde de değişiklikler olmuş olabilir. Neler mi bu olası değişiklikler?

İş yerinde çalışma arkadaşlarınızla gerginlik yaşamak, eşinizi/partnerinizi ilişkiniz içinde yeterince özenli hissetmemek, ailenizden yeterli desteği hissedememek, çocuğunuzun ilgi ve oyun isteklerinden yorulmak…

Bunların hepsi doğru olabilir ama belki de bir şeyler değişmedi sadece sizin tahammül seviyeniz azaldı…

Salgın dönemi tüm toplum açısından stresli bir olgudur ve başa çıkma mekanizmalarını da engellemektedir.

Stresle başa çıkma mekanizmaları ilk basamakta; sosyalleşmek, açık havada aktiviteler yapmak, spor yapmak, yeni aktiviteler denemek ve dinlenmek gibi kişinin keyif aldığı eylemlerle ruhsal gerginliğini dengelemesidir.

Ancak pandemi nedeniyle, sosyal destek kaynakları olan arkadaşlarımız ve ailemizle görüşmeler keyif değil -bulaş riskinden dolayı- kaygı nedeni haline geldi.

Sağlık çalışanları üzerinde yapılan ruh sağlığı taramasında, çalışanların

 %71,5’i yoğun stres;

%50.4’ü depresyon

%44,6’sı anksiyete

%34’ü imsomnia belirtileri göstermektedir (Lai, Ma & Wang, 2020). 

Sağlık çalışanları çalışma hayatlarındaki artan yükün ve idari isteklerin kriz döneminden kaynaklandığını biliyorlar.

Ancak; duygusal olarak daha korumacı, üzgün, hassas, gergin ve çatışmacı olduklarının farkında olmayabilirler. Salgının sağlık çalışanlarına karşı getirdiği ruhsal riskleri, bireysel çabalarınızla en aza indirmek için aşağıdaki yöntemler yardımcı olabilir.

Kendinizi Dinleyin

Gün içerisinde pek çok kişiyle iletişime geçiyor ve birçok tıbbi uygulama yapıyorsunuz.

Yaptığınız uygulamaların, iletişime geçtiğiniz kişilerin sizin üzerinizde oluşturdukları duygulanımlara odaklanarak olumlu ve olumsuz duygularınızın kaynaklarını keşfetmeye çalışın.

Bunun için rahat bir oturma pozisyonu alın,gözlerinizi kapatın ve gün içerisinde yaşadıklarınıza odaklanın.

Her gün birkaç kere kendinize ayırdığınız minik molalarınızla size kötü hissettiren duyguları ve olayları bulmaya çalışıp hayatınızdaki olumlu deneyimleri fark edin.

Çatışmacı Değil Çözümcü Olun

Mesai saatlerinin ve iş yerindeki taleplerin arttığı bu dönemde insan ilişkilerindeki gerilim de olağandır.

İnsanlar arasındaki gerilim, anlık tepkilerin daha sert çıkmasına neden olabilir. Çatışmacı olmak karşı tarafın da savaş zıhlarını kuşanmasına neden olarak sizi çözümden çok daha uzağa taşıyabilir.

Atacağınız adımları sakince planlamak, değiştirebilecekleriniz üzerine yoğunlaşmak ve süreçte değiştiremeyeceklerinizi kabullenmek olaylara karşı daha sakin ancak aktif bir tutum sergilemenizi sağlayacaktır.

İletişimin sosyal bir döngü olduğunu hatırlayarak bu döngüye nazik katkılar sunmanız (selamlaşmak, teşekkür etmek, onaylamak, olumlu pekiştireçler vermek…) da çevrenizdeki iletişime pozitif katkı sağlayacaktır.

“Olmazlar”ınızı Yeniden Gözden Geçirin

Kalıp yargılarımız çoğunlukla çocukluk döneminde oluşan, günlük hayatımızda sorgulamadığımız ve doğrudan kabul ettiğimiz inançlarımızdır.

Bir sorunun çözümüne giderken o yola ilişkin “başarısızlık” inancınız daha yüksekse bununla ilgili kalıp yargılarınız devrede olabilir.

Atalarımızın dediği “insanın kendine ettiğini, bütün köy toplansa edemez” lafının hala işler olmasının nedeni kendi kalıplarımızın bize en zarar verenlerden olmasıdır.

Öğrenilmiş çaresizlik nedeniyle belki de sizi çözüme ulaştıracak çözüm yollarını hiç denemiyor ve sürekli kendi ördüğünüz duvarlara çarpıyorsunuzdur.

Süreçle İlgili Bilgi Edinin ve Bu Bilgileri Paylaşın

Covid-19 salgını dünyanın etkilendiği küresel bir sorundur ve hala tedaviler deneysel düzeydedir.

Yoğun iş temposunda dünyada olan gelişmeleri takip etmek size yeni bir iş kalemi demek olsa da sürecin neresinde olduğunuzu anlamanıza katkıda bulunacaktır.

Mesai saatlerinizde literatürü ve yeni gelişmeleri takip etmek için araştırma zamanları yaratın ve bunları ekibinizle paylaşacağınız grup toplantılarının düzenlenmesi için teşvik edici olun.

Bilgiler paylaştıkça çoğalır ve faydalı hale gelirler, iyiliğin yayılmasına aktif olarak katkıda bulunun.

Sürecin Neresinde Olduğunuzu Fark Edin

İş depresyonu nedenlerinden birisi sürecin neresinde olduğunu bilmemekten kaynaklanır.

Haftanın en az 40 saatini -sağlık çalışanlarının nöbetleriyle birlikte bu süre çok daha fazla- ayırdığınız işin topluma olan katkısının, başkalarına olan yararının farkında olmak değersizlik hissinize iyi gelecek ve yaptığınız işin anlamı nıyeniden keşfetmenize yardımcı olacaktır.

Mesai saatleriniz içinde yaptığınız uygulamaların başkalarına, toplumsal yaşama ve bilime olan katkılarını düşünmek için kendinize zaman ayırın.

Kendinizi Ödüllendirin

Zorlu mesai saatlerinden sonra duygusal ve fiziksel yorgunluk hissedeceksinizdir.

Dinlenmek ve yenilenmek sizin de hakkınız.  Bu zamanlarla ilgili kendinizi takdir etmek, başarılarınızla övünmek ve kendinize şefkatli davranmak sizi daha iyi hissettirecektir.

Bunun yanı sıra, kendinize koyduğunuz ve erteleyebileceğiniz zorunluluklarınızda kendinize esneklik göstermek de duygusal olarak fazla yüklenmenizi engelleyecektir.

Bunların yerine sevdiğiniz ve karantina sürecinde yapabileceğiniz keyifli etkinliklerle yoğun stresin yarattığı negatif duygulanımları neşeyle telafi edebilirsiniz.

Hakkınızı Arayın

Sağlık çalışanları olarak Batı ülkelerine göre günlük daha fazla sayıda hasta bakıldığı ve mesailerin daha yoğun geçtiği bilinmektedir.

Çalışma mevzuatına göre her 4 saatte bir en az 15 dakikalık molalar ve 11 saati aşan çalışmalarda ise 1,5 saatlik aralar öngörmektedir.

Buna ek olarak sağlık çalışanlarının haftalık en fazla 80 saat çalışması hem onların sağlıklı bir ortamda çalışmaları hem de malpraktis riskini önlemek için önerilmektedir (Nasca, 2020).

Tükenmişlik Sendromu, yoğun ve stresli iş temposu içinde yorgunluk, bitkinlik, çaresizlik, umutsuzluk enerjisizlik, dikkati işe odaklayamama, hayattan zevk alamama ve bir süre sonra da işten kaçınma olarak kendisini gösterir.

Tükenmişlik düzeyi belli bir seviyeyi atlayana dek bir semptom vermez ve çalışan tedavi ihtiyacı hissetmez.

Ancak çalışanların sorunu fark ettikleri nokta genellikle işlerinden geri dönülemez şekilde yıprandıkları ve vazgeçmeyi düşündükleri zaman dilimine denk gelir.

Sağlıkçılarımız hastalarının güvenliklerini her zaman kendi ihtiyaçlarının önüne koymaktadırlar ancak onların uzun yıllar sağlıklı bir şekilde çalışabilmeleri için bu standartlara sahip değillerse bunları uygun şekilde talep etmeleri; çalışma ortamında karşılaştıkları duygusal travmaların duygusal yüklerini yadsımamaları gerekmektedir.

Krizle Psikolojik Olarak Başa Çıkma Becerileri Edinin

Bu dönemi atlatmanıza yardımcı olabilecek, profesyonel ekibinizle olan iletişiminizi güçlendirecek ipuçlarını öğrenmek daha konforlu bir çalışma yaşamı getirebilir, bireysel sorunlarınızın şiddetini hafifletebilir.

Olası/olan problemlerinize karşı problem çözme becerilerini, stresle başa çıkma yöntemlerini; kaygı anında sakinleşmenize yardımcı olacak nefes egzersizlerini; grup iletişiminizi güçlendirecek iletişim becerilerini öğrenmeniz ruh sağlığınızı olumlu yönde etkileyecektir.

Psikolojik sorunların oluşmaması için önlemler almalı, aldığımız önlemler yetersiz geldiği noktada; tüm çabalarımıza rağmen olumsuz duygularınız çoğunluktaysa uygun çözüm yolları aramalısınız.

Pandemi süresince kamu ve sosyal organizasyonlar online/telefon destekli sağlık personeline psikolojik destek vermişlerdir.

Sağlık bakanlığının otuza yakın gönüllü ile başlattığı mobil destek hattına ilk hafta 500 sağlık çalışanın başvurduğu belirtilmektedir.

Ruhsal yardımlar; kolay ulaşılabilir, düzenli, uygun sıklıkta, organize nitelikte olmalıdır. Tüm iyi niyetli çabalara rağmen, ülkemizdeki sağlık personellerinin hepsini kapsayabilecek ve süreç boyunca titizlikle onların sorunlarını takip edebilecek yeterlilikte değildir.

Ancak bu yardımlar sizlerin talepleri doğrultusunda artabilir, daha iyi hale gelebilir.

Salgının seyri bugünlerde azalmış olsa da yakın gelecekte salgının ikinci ve hatta üçüncü dalgaları olasıdır.

Toplumu salgın sürecinde tedavi edecek, ölümden koruyacak olan sağlık personelinin fiziksel ve ruhsal iyilik halinde olmaları son derece önemlidir.

Sağlık çalışanlarının “her zaman hasta önce gelir” prensibi “her zaman hasta, ama her zaman öncelikli değil”e dönüşmeli ve sağlıklı bir çalışma ortamı ve bireysel sağlık için girişimlerde bulunulmalıdır.

Yarın başarılı olmamız, dünün yanlışlarından çıkartılan derslerle bugün yaptıklarımıza bağlıdır.

Psk. İrem Ünal


Yararlanılan Kaynaklar:

Lai, J., Ma, S., Wang, Y., Cai, Z., Hu, J., Wei, N., … & Tan, H. (2020). Factors associated with mental health outcomes among health care workers exposed to coronavirus disease 2019. JAMA network open, 3(3).

Nasca, T., J. (2020) Well Being and Work Hour Requirements, ACGME.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Open chat