Ötanazi

Hollanda’nın, ölümcül hastalığa sahip 1-12 yaş arasındaki çocuklar için ötanazi izni vermeyi planladığı bilgisi oldukça dikkat çekti. Hollanda’da 1984 yılından beri mahkemelerin yaklaşımı ötanazi eylemlerinin cezalandırılmaması gerektiği yönünde olmuş, 1994 yılında bunun bir prosedüre bağlanması, 2001 yılında ise doktor destekli intihar da dahil olmak üzere ötanazinin kanunlaştırılarak hukuka uygun sayılması söz konusu olmuş ve 01.04.2001’de ilk kez aktif ötanaziye resmi izin veren ülke olmuştur.

Ötanazi Nedir?

Kelime olarak ötanazi; “iyi, güzel ölüm, ızdırapsız, doğal ölüm”, “acısız ölüm”, “hoş, güzel, rahat ve kolaylık içinde ölüm” veya “onurlu ölüm” şeklinde karşılık bulmaktadır. Ötanazi; ölümün kaçınılmaz olduğu ve tıp biliminin verilerine göre iyileştirilmesi olanağı bulunmayan veya dayanılmaz acılar içinde olan kişinin rızasına dayalı olarak tıbbi yollarla öldürülmesi veya tıbbi yardımın kesilerek ölüme terk edilmesi şeklinde tanımlanabilir.

Aktif Ötanazi ve Pasif Ötanazi Nedir?

Kişinin yaşamının bir başkası tarafından dışarıdan yapılacak aktif bir hareketle sona erdirilmesine aktif ötanazi denir. Aktif ötanaziden farklı olarak hareketsiz kalmak suretiyle ölüm sonucunu meydana getirmek ise pasif ötanazidir. Pasif ötanazi; hastanın bir müddet daha yaşamasını sağlayan yaşam destekleyici tedaviyi sunmayarak veya yaşam destekleyici tedaviyi sona erdirerek ölümü hızlandırmak olarak  da açıklanabilir.

Türkiye’de Ötanazi Uygulanabilir mi?

Ötanazi, dünyada olduğu gibi ülkemizde de halen tartışılan ve hasta haklarıyla doğrudan ilgili bir konudur. 26 Ekim Hasta Hakları Günü’nde de yapılacak akademik toplantılarda da bu tartışmanın gündeme gelmesi beklenmektedir.

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 13. maddesinde; “Ötenazi Yasağı”: “Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun, hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahil, kimsenin hayatına son verilemez” düzenlemesi mevcuttur.

Aynı yönetmeliğin 25. Maddesinde hastanın “Tedaviyi Reddetme ve Durdurma” hakkı şu şekilde düzenlenmiştir: “Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir. Bu hakkın kullanılması, hastanın sağlık kuruluşuna tekrar müracaatında hasta aleyhine kullanılamaz.”

Ülkemizde aktif ötanazi uygulanması, mevcut yasalarımız çerçevesinde mümkün olmayıp, ötanazi işlemini gerçekleştiren kişi hakkında kasten öldürme suçu da gündeme gelecektir. Ancak Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 25. maddesi çerçevesinde kişinin tedaviyi reddetmesi ya da durdurması gibi durumlarda pasif ötanaziden bahsedilebilecektir.

Nafile Tedavi Nedir? Nafile Tedavi Ötanazi midir?

Nafile kavramı  “akıl yürütme ve deneyimle yüksek ihtimalle mümkün görünmeyen ve sistematik olarak üretilemeyecek olası bir sonuca ulaştıracak herhangi bir çaba” olarak tanımlanmıştır. Hastalar açısından ise; önerilen ya da planlanan tedavi tıbbın amaçlarından herhangi birinin başarılmasına imkan vermiyorsa tedavi nafile olarak kabul edilmektedir.

Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 30. maddesinde; “Gereksiz Harcama Yaptırma Yasağı” “Hekim, hastasının parasal durumu ne olursa olsun, kesin zorunluluk olmadıkça pahalı ilaçlar ve yöntemler öneremez, hastaya gereksiz harcamalar yaptıramaz ve yararı olmayacağını bildiği bir tedaviyi veremez” düzenlemesi mevcut olup hekimlerin de nafile tedavi konusundaki yükümlülükleri belirtilmiştir. Nafile tedaviye ilişkin en önemli kılavuz, “Yaşamın Son Döneminde Tıbbi Tedavide Karar Verme Sürecine İlişkin Kılavuzdur.

Konu hakkında ayrıntılı bilgi için bize başvurabilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Open chat