Minör Travma ve Ölüm Bilirkişi Rapor Örneği

TCK 87/4 maddesinin “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” bir yaralanmanın ölüme yol açması durumunda uygulanabilirliliğin araştırıldığı bir rapor örneğidir.

 

BİLİMSEL MÜTALAA

  
M. TARİH ve SAYI: 06.0…..
MÜTALAAYI İSTEYEN:Av. …… …….
MÜTALAAYI HAZIRLAYAN :Prof. Dr. A. …….  ……
MÜTALAANIN KONUSU: …… “ölenin vücudunda meydana gelen yaralanmasının 5237 sayılı TCK’nun 86. ve 87. Maddeleri kapsamında değerlendirilerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olup olmadığı, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralanmadan olup olmadığı, iddia olunan yumruklama ve aradan 34 dakikalık bir süre geçtikten sonra kişinin kalp-damar hastalığı sonucu ölmesinde, sanığın eylemi ile kişinin ölümü arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı, yumruklanmanın kişide mevcut kalp hastalığını aktif hale getirip getirmediğinin medikolegal olarak değerlendirilmesi.

  …… Av. ….tarafından yapılan başvuruda; …tarafından ilgili yasal mevzuat kapsamında hazırlanması talep edilmektedir.

Bilindiği üzere Ceza Muhakemesi Kanunu m.67/f.6, 68/f.3, 178, 179 uyarınca ceza muhakemesinde taraflara da bilirkişi seçme yetkisi öngörülmüş ve böylece ceza muhakemesi süjelerinin bilimsel görüşlerden kapsamlı ve çok yönlü bir biçimde yararlanabilmeleri olanağı tanınmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, uzman kişi (CMK m.178), bilirkişi (CMK m.179) olarak adlandırılan bu kişilerin hazırlayacakları raporlara uzman mütalaası (CMK m.67), bilimsel mütalaa (CMK m.68/f.3) adı verilmiştir. “Bilirkişi raporu, uzman mütalaası” başlığını taşıyan CMK m.67/f.6 uyarınca taraflar, soruşturma veya kovuşturma konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Ayrıca CMK’da yer alan bu düzenlemeye paralel olarak 01.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 293. Maddesinde uzman görüşü müessesesine yer verilmiştir. Tarafımızdan da yukarıda belirtilen yasal mevzuat kapsamında mütalaa hazırlanmıştır.

  • İNCELENEN BELGELER

…….

………

……..

Aşağıdaki değerlendirme ve sonuç bölümü konu ile ilgili deneyimli bilirkişiler, …..bölümü öğretim üyesi …. davet edilerek birlikte hazırlanıp imza altına alınmıştır.

B-DEĞERLENDİRME

Ölenin vücudunda meydana gelen yaralanmasının 5237 sayılı TCK’nun 86. ve 87. Maddeleri kapsamında değerlendirilerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olup olmadığı? 

Yukarıdaki soru raporun değerlendirme bölümünde adli tıp uzmanları için görece kolay, klasik bilgiler çerçevesinde kanıta dayalı olarak aşağıdaki gibi sonuçlandırılmıştır.

“TCK’nun 86. ve 87. Maddeleri kapsamında basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif” olduğu tartışmasızdır.

Bu aşamada öncelikle sık rastlanan ifadeler arasındaki çelişkiler, yaralanma mekaniği bilgileri ile yaralanma mekanizması üzerinden giderilmiştir. Anlatılan öykü ile uyumlu olmayan bulgular ekarte edilmiştir. Yine yeniden canlandırma sonucu oluşan ve eski tarihli yaralanma bulgularının ayırımı yapılarak; iddia edilen yaralanma ile nedensellik bağları ortaya konulmuştur. Adli Tıp Uzmanları Derneği’nin hazırladığı, “TÜRK CEZA KANUNU’NDA TANIMLANAN YARALAMA SUÇLARININ ADLİ TIP AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ REHBERİ” esas alınarak yukarıdaki cevap oluşturulmuştur. 

Yumruklama ve aradan 34 dakikalık bir süre geçtikten sonra kişinin kalp-damar hastalığı sonucu ölmesinde, sanığın eylemi ile kişinin ölümü arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı, yumruklanan kişide mevcut kalp hastalığını aktif hale getirip getirmediği? 

Bu sorunun yanıtlanması için “Ani Doğal Ölümler” dersi konusunda deneyimli öğretim üyesi; söz konusu olgulardaki ölüm mekanizmalarını, görülme sıklığından mikroskobik bulgulara kadar geniş bir yelpazede değerlendirmiştir.

Bu değerlendirme sonucunda;

Öğretide, sanığa atfedilen hareket olmasaydı, bu ölüm meydana gelmeyecekti ve bu sonuç yapılan hareketin doğal sonucudur.” Denilemiyor ise nedensellik bağının mevcut olduğunun iddia edilemeyeceği” dikkate alınmıştır.

Adli Tıp Kurumu kararlarında, son 24 saat içinde fiziksel ya da ruhsal travma yaşandığı belirtilmekte ise bu stres ya da travmanın, kişideki müzmin kalp hastalığını pasif halden aktif hale getirebileceğini, bu nedenle de ölüm ile olay arasında illiyet bağının kurulması gerektiği belirtmektedir. Bu kanaat genel olarak doğrudur.

Ancak bu kanaatin, her olguya özgü yapılması gereken bir tıbbi değerlendirmeden ziyade, bir içtihat kararı olduğu da açıktır. Esasen illiyet bağı hukuksal bir konu olup, yargı makamlarınca karara bağlanmalıdır. Bilirkişiler tıbbi durumu, ölüme neyin yol açtığını belirtmelidir.

Bu kapsamda, ölenin  ani kalp ölümü açısından çok yüksek risk taşıdığı ve bu riski kesin olarak hangi faktörlerin tetiklediğinin bilinemeyeceği, olayın stresinin bu riski tetiklemesinin birçok olasılıktan biri olacağı kanaatine varılmıştır.  

TCK’nun 87/4. Maddesinin Uygulanabilme Koşulları?

Kasten yaralama sonucu ölümün meydana gelmesi durumunda, söz konusu yaralamanın derecesinin, TCK’nun 86. Maddesinin 1. ya da 2. fıkralarından hangisine karşılık geldiğinin tespiti önemlidir.  Zira, faile uygulanacak ceza hükümleri, bu tespite dayalı olarak yapılacaktır. TCK’nun 87. Maddesinin 4. fıkrasında, kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmesi hali düzenlenmiş ve TCK’nun 86. Maddesinin 1. ve 3. fıkralarına atıf yapılarak faile verilecek cezalar belirlenmiştir. Dikkat edilirse, TCK’nun 87/4. maddesinde, 86. maddenin 2. fıkrasına bir atıf bulunmamaktadır. ………….

………

Yukarıdaki bölümde sorulan husus, (Y.1.CD. Esas:2006/3677, Karar:2006/5255 Tarih : 28.11.2006), örneğinde mevcut bir çok yüksek yargı kararı eşliğinde tartışılmıştır.

Türk Ceza Kanunu’ndaki bu açık düzenleme karşısında, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte bir yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde ise, TCK’nun 23. maddesi delaletiyle Taksirle Öldürmenin düzenlendiği 85. maddesi hükmünün uygulama alanı bulacağı, Yargıtay tarafından gösterilmiştir.

Tüm bu açıklamalar kapsamında inceleme konusu olay değerlendirildiğinde; öncelikle dosyada bulunan Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun …. tarih ve …. karar nolu Raporunda belirtilen; “1-…. ölümün kendinde mevcut kalp-damar hastalığının olayın efor ve stresiyle aktif hale geçmesine bağlı solunum dolaşım durmasından ileri geldiği,

2-Olay ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu, ancak ölü muayene tutanağı ile otopside tarif edilen yüzeyel travmatik değişimlerin kişinin yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte olmadıkları, basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilecek derecede hafif nitelikte oldukları oy birliği ile mütalaa olunur” şeklindeki belirleme ve tarafımızdan yapılan tespitler karşısında, 

C-SONUÇ

…. doğumlu ….. hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerin tetkikinden elde edilerek yukarıya kaydedilen bulgu ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde;

1-……. vücudunda meydana gelen yaralanmaların, yeniden canlandırma işlemi esnasında ya da sanık ile itişip kalkışması sırasında oluşmasının mümkün olduğu, aralarında tıbben ayırım yapılamadığı,

2-İddia edildiği gibi yumruklandığının adli-tıbbi delilleri bulunmadığı,

3-Mevcut yaralarının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek düzeyde hafif nitelikte yaralanma olduğu,

4-Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derece bir yaralama neticesinde ölüm meydana gelmiş olduğundan, değerlendirme bölümünde ayrıntılı açıklandığı üzere TCK’nun 87/4. fıkrasının uygulanabilme olanağı bulunmadığı,

5-….. ölüm tarihi olan olaydan çok önce de ölüm riski yüksek olan birden fazla kalp krizi geçirdiği, bu şekilde ağırlaşan ciddi kalp hastalığının, ani ölüm açısından çok yüksek risk taşıdığı kanaatine varılmıştır. Saygılarımızla.

Yrd. Doç. Dr. …

Öğretim Üyesi

Prof. Dr. ….

Öğretim Üyesi

                                            

                                                       

                                             

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Open chat