Kadavradan Organ Nakli

Organ nakli, canlıdan canlıya ve kadavradan canlıya yapılan bir operasyondur. Ülkemizde canlıdan canlıya organ nakli oldukça sık yapılmaktadır. Böbrek, karaciğer gibi organlar için canlıdan canlıya organ nakli mümkün iken kalp ya da pankreas gibi organların nakli ancak kadavradan yapılabilmektedir. Kadavradan organ nakli; çoğunlukla beyin kanaması, ağır kafa travmaları, trafik kazaları gibi sebeplerle solunum cihazına bağlı yatan, beyin ölümü gelişmiş kişilerden yapılabilmektedir.

Ülkemizde gün geçtikçe organ nakli sırası bekleyen hasta sayısı artmakta iken yayınlanan istatistikler ile; bilhassa kadavradan organ naklinin yetersiz kaldığı görülmektedir. Halbuki kadavradan organ naklinin hem daha güvenli hem de bazı organların ancak kadavradan temini mümkün olduğundan önem arz etmektedir. Ülkemizde 2011-2016 yılları arasında toplam 20.064 nakil gerçekleştirilmiş olup bunların 17.871’i canlı donörden, 2.193 ise kadavra donörden gerçekleşmiştir.  2017 yılında toplam 4 bin 908 naklin ancak 1172’si kadavradan yapılabilmiştir. 2018 yılında Organ Bağışı Haftası etkinlikleri kapsamında, yapılan her 5 nakilden sadece birinin kadavradan, dördünün canlı vericiden olduğu bilgisi paylaşılmış, kadavradan naklin az olmasının sebebi bilinçsizlik olduğu belirtilmiştir. Örneğin; “Beyin Ölümü” kavramanın, geriye dönüşü olmayan “somatik ölüm” ile eşdeğer olduğunun tam olarak bilinmemesi de  bağışçıları durdurmaktadır. Tam olarak ölüm gerçekleşmeden organlarının alınabileceği kuşkusu insanları bağışçı olmak konusunda endişeye sevk etmektedir. Bu nedenle web sitemize bu konuya özel bir yazı konulmuştu.

Organ Nakline İlişkin Yasal Düzenlemeler

Organ nakline ilişkin temel düzenlemeler, 2238 sayılı Organ Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun ile yapılmıştır. Anılan kanunun III. Bölümünde “Ölüden Doku ve Organ Alınması”na ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun B.03.1.HSK.0.70.12.04-010.06.02-165-2011 sayılı,  18/10/2011 tarihli Genelgesi’nin “C- Organ ve Doku Nakli” başlıklı bölümünde organ ve doku nakline ilişkin aşağıdaki şekilde açıklık getirilmiştir:

“Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan bazı yazılarda; 2238 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki düzenlemeye atıf yapılarak kaza neticesinde beyin ölümü gerçekleşen hastaların, başka bir insanın hayatını kurtarmaya yönelik organ bağışı yapılabilmesi için durumun aciliyeti ve hayatiyeti karşısında ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları ile organ alımı işleminin gerçekleştirilmesinin temininin son derece önemli olduğu belirtilmiştir. Ülkemizde organ bağışı, ihtiyacı karşılayacak düzeyden çok uzak olup, her yıl organ nakli bekleyen hasta sayısı giderek artış göstermektedir. Bu bakımdan, anılan Kanunun ilgili maddesinde öngörüldüğü şekilde gerçekleşen beyin ölümlerinde, ilgili Cumhuriyet başsavcılığı ile ivedi bir şekilde iletişime geçilerek organ ve doku nakli uygulamasının yapılması, belirtilen ihtiyacı nispeten de olsa karşılayabilecektir.”

Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 2008/60 sayılı “Beyin Ölümü Bildirimlerinin ve Kadavra Organ Bağışının Artırılması” konulu 12.09.2008 tarihli Genelgesi’yle hastanelerin beyin ölümü bildirimi ve organ bağışı konusundaki çalışmalarının takip edilmesi ve karşılaşılan güçlüklerin çözümüne yönelik ayrıntılı rapor, görüş ve önerilerin sunulması belirtilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun Organ Nakli konulu 3.3.1980 tarihli kararında özetle şu koşulların sağlanması halinde organ naklinin caiz olduğu bildirilmiştir:

  • “Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayatî bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen bir tabip tarafından tespit edilmesi,
  • Hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine tabibin zann-ı galibinin bulunması,
  • Organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması,
  • Toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında (ölmeden önce) buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla, yakınlarının rızasının sağlanması,
  • Alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması,
  • Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir.”

Adli Vakalar Sonucu Gerçekleşen Beyin Ölümlerinde Organ Nakli ve Otopsi

Adli bir olay neticesinde beyin ölümü gerçekleşen adli olgularda, olgunun özelliklerine göre organ nakli sağlanması büyük bir avantajdır. Zira ülkemizde canlıdan nakil ile kadavradan nakil istatistikleri arasında ciddi bir farklılık mevcuttur.  Ancak bir yandan adaletin tecellisi diğer yandan insan yaşamının önemi dilemmasının yaşandığı adli olgularda organ nakli, multidisipliner bir tartışma konusudur.

Maddi gerçeğin aydınlatılmasında adli otopsi, bir adli tahkikat için tartışmasız önemli bir delil elde etme yöntemidir. Adli otopsi yapılmasının amacı; ölüm nedenini, ölenin kimliğini, ölüm mekanizmasını, orijin tayinini ve ölüme etki eden faktörleri saptamak denilebilir. Ancak ölenin kimliğinin, ölüm nedeninin, ölüme etki eden faktörlerin başkaca deliller ile tespiti tartışmaya mahal bırakmayacak nitelikte belli olduğu adli vakalarda, organ nakli imkanı var iken adaletin tecellisi için mutlak surette adli otopsi yapılmalı mıdır?

Kadavradan organ nakillerindeki azlığın sebebinin salt bilinçsizlik olmadığı, zaman zaman  muhtemel hukuki sorunların olduğu da görülmüştür. 2238 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kaza ve doğal afetler dışında,  başka nedenlere bağlı adli ölüm olgularından  organ  alınıp  alınamayacağı,  alınacaksa adli tıp uzmanlarının  konuya  ilişkin yetki ve sorumluluklarının  ne  olacağı  mevzuatta belirtilmemiştir. Sahada yaşanan sorunlar ve bu belirsizlikler sebebiyle yaşanan gecikmeleri gidermeye yönelik Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun 2011 tarihli  Ölü Muayene ve Otopsi İşlemleri konulu 9 numaralı Genelgesi’nde konuyla ilgili olarak şu düzenlemeye yer verilmiştir:

2238 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında meydana gelen adli vakalar sonucu gerçekleşen beyin ölümlerinde, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına durumun haberdar edilmesini müteakiben organ ve doku nakli uygulamasının anılan Kanunun 11 inci maddesinde belirlenen hekimler kurulunun raporuyla belgelenmek kaydıyla yapılması, bu işlemin gerçekleştirilmesinde fotoğraf veya görüntü kaydının da alınmasının sağlanması, adli otopsinin bu işlemler tamamlandıktan sonraya bırakılması, hekimler kurulunun raporunun adli muayene ve otopsi tutanağına geçirilerek fotoğraf veya görüntü kayıtlarını içeren veri taşıyıcısıyla birlikte soruşturma evrakına eklenmesi, özellikle kişi üzerindeki lezyonların ayrıntılı bir şekilde hekimler kurulu raporunda yer verilmesinin sağlanması…”

Bahsi geçen olaydan yaklaşık 1 yıl sonra, yine aynı hastanenin acil servisine benzer bir ateşli silahla yaralanma vakası getirilmiş, hastanın beyin ölümü gerçekleşmiş, hastane yetkililerince bir önceki olaydaki adliyede görevli ilgili savcılık bilgilendirilmiş bu kez uzun bürokratik yazışmalarla ya da mevzuat bilgisi eksikliği nedeniyle herhangi bir gecikme yaşanmaksızın yukarıda anılan düzenlemeye uygun süreç yürütülerek kadavradan organ naklinin yapılması sağlanmıştır.

Ancak kadavradan organ bağışının önünde başka hukuki sorunlar da bulunmaktadır. Örneğin, bağışçı öldüğünde yine yakınlarının izni zorunlu olması gibi. Tüm bu sorunlar Prof. Dr. A. Coşkun Yorulmaz ve Öğr. Üyesi Dr. Serdar Talas danışmanlığında Cumhuriyet Savcısı B. Hazel Ateş Sarıdağ tarafından hazırlanan tez çalışmasında çözüm önerileri ile ele alınmakta olup, yakında bu öneriler bilim camiası ile paylaşılacaktır.

Başından ateşli silah ile yaralanmış olarak acil servise getirilen genç hastanın, gerçekleşen beyin ölümü ile yaşamsal fonksiyonları da geri dönüşsüz olarak sonlanmıştır. Daha sonra hastanın ailesinden organ vericisi olması için rıza alınmıştır. Buna rağmen, olgunun adli olgu özelliği taşıması sebebiyle Cumhuriyet Savcısının adli otopsi istemi;  nakil sürecinin başlatılmasını sekteye uğramıştır. Bu olgu ile ilgili müzakere süreci mutlu son ile bitmiştir.

Başından silahla vurulan genç taksi şoförünün organlarının, bürokratik gecikmelere rağmen profesyonellerin yoğun çabası ve desteği neticesinde 4 kişiye hayat verdiği olaya ilişkin video buradan izlenebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Open chat