Bilirkişilikte Hatalar ve Bilişsel Önyargı

Adli Bilimler Kongresi’nin 5. Panelinde, Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz’ın moderatörlüğünde; “Bilirkişilikte Hatalar ve Bilişsel Önyargı” konusu ele alındı.

Panelin ilk konuşmacısı Dr. Zehra Demiroğlu Uyanıker’in Adli Tıp Uygulamalarında Hatalı Değerlendirmeler isimli sunumunda; A. Richards Moritz’in 1956 yılında yayınlanan “Classical Mistakes in Forensic Pathology” adlı makalesi ele alınarak; adli patolojinin önemini o zaman vurgulandığı, makalede otopsi raporlarının objektif ve sübjektif yanları olduğu belirtildi. Objektif tarafının herkesin görmeden bile aynı şeyi anlayabileceği tarifler olduğu, subjektif yanları ile bulguları yorumlama şeklinde olduğu, sezgisel yorumların hata olduğundan bahsedildi. Bu makalede adli patologların çok güvenilir bir görüntüsü olduğu, ancak kanıta dayalı konuşması gerektiği, erken konuşmanın, fazla konuşmanın, yanlış kişilerle konuşmanın hatalı olduğu vurgulandı. 60 yıl önce yazılan bu makalenin adli tıbba saygınlık kazandırdığı ve günümüze geldikçe bu yorumların aynı kaldığından bahsedildi.

Adli Psikolog Dr. Dilek Çelik’in Bilişsel Önyargı isimli sunumunda; bilişsel önyargıların bireylerin çevresindeki bilgileri işlerken ve yorumlarken ortaya çıkan ve verdikleri kararları ve yargıları etkileyen sistematik düşünce hataları olduğu anlatıldı. İnsanların bilişsel önyargı açısından cimri olduğu çünkü daha az zihinsel hesaplama çabası gerektiren yolları seçtiğinden bahsedildi. Sebeplerin dikkatin sınırları, mativasyon kaynakları, zihinsel kısayollar, sosyal baskılar, duygular olduğu, sezgisel ve analitik olmak üzere 2 ayrı bilgi işleme süreci olduğu, bilirkişilikte de analitik sürecin kullanılması gerektiği belirtildi. Bilişsel önyargının da bu sistemin çelişmesiyle oluştuğu anlatıldı.

Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz Bilirkişilikte Önyargı isimli tartışmasında; “Bilirkişilikte önyargı adli tıbba her yeni başlayan kişinin sudan çıkan cesetlerin suda boğulduğu önyargısıdır. İlk ifade her zaman doğrudur deyip bilirkişinin bu ilk ifadeden etkilenerek olması gerekenden farklı bir yola sapması kartopu etkisi yaparak ön yargıyı oluşturacaktır. İkinci olarak da geriye dönük inceleme yaparsak %100 kusur buluruz önemli olan olay anında bunu başarabilmektir. Farkındalık ve şüphe çok önemlidir. Önyargılı davranabileceğimizin farkında olmamız, kendi öne sürdüğümüz teorinin karşıt teorisini de düşünüp dışlayabilmemiz, geriye gönük verileri incelememiz gerekir. Bununla birlikte, ilgisiz bilgilere sahip olmanın önyargı oluşturmadığı, ancak bu bilgiyi bir sonucu desteklemek veya haklı çıkarmak için kullanmanın önyargı oluşturduğu unutulmamalıdır.” şeklinde belirtti.

Bu çok dikkat çekici ve çok beğenilen konuyu, Prof. Dr. Coşkun Yorulmaz ve Dr. Dilek Çelik ile daha kapsamlı ele alacağımız röportajımız kısa süre sonra Yorulmaz Medikolegal Danışmanlık Youtube kanalında yer alacaktır. Sunum hazırlığının perde arkasında da destek olan Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencisi Defne Albayrak da bu sohbete katkı sağlayacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Open chat