Adli Bilimler Çerçevesinden Covid-19 Pandemisi-I

Zor dönemlerden geçildiğinde, Adli Bilimlerin adaletin sağlanmasına ve insan haklarının korunmasına olan katkıları ön plana çıkar. Covid-19 Pandemi dönemi de Adli Bilimler hasta-hekim ve çalışan haklarının korunması açısından sığınılacak bir liman oldu. Türkiye sağlık hizmetinden yararlanma hakkı açısından, yasal mevzuatı, teknolojik imkanları, görece yeterli personeli ve finansal imkanları olan bir ülkedir.  “Pandemi ve Adli Bilimler Uygulamaları” da bir sınavdan geçecek.

Adli Bilimler Uzmanları ve Olağanüstü Durumlar

Biz çok fazla felaket gördük. Patlamalara bağlı kitlesel ölümlerde etrafa savrulan ceset parçalarını toplayıp birleştirdik. Uçak kazalarında yanmış cesetlerin kimliklerini belirledik. Depremde ölüm nedenlerini, önce kimin öldüğünü saptamaya çalıştık. En ağır cinsel saldırıları, çocuk istismarını belgeledik. “Umuda Yolculuk” diye bilinen göçmen cinayetlerinde, sudan çıkarılan cesetlere otopsi yaptık, ülkelerini saptamaya çalıştık. Aslında ilk defa cesetleri koyacak yer kalmaması sorunu yaşanmadı. Daha dün Akdeniz’e gömülen umutların acıları yaşandı. Yakınlarını ölmeden önce ve sonra göremeyen, bu nedenle asla öldüklerinden emin olamayacak insanların acısına tanıklık etti Dünya. Sahillere vuran onlarca cesede otopsi yapan, onların olası yakınları ile görüşen biri olarak, bunları biliyorum. Adli Tıp Uzmanları için anlatılan fıkra doğruydu aslında “bir gün geç de olsa her şeyi bilirdik”. Ama şimdi otopsi dahi yapamıyoruz. En önemli silahımız yok. Geç de olsa bir şey bilemeyeceğimiz korkusu yaşıyoruz.

Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Gözle görünmeyecek kadar küçük virüs hepimizi esir aldı. Sevdiklerimizle vedalaştık… Gizliden de hayranlık duyuyoruz. Çok önem verilenlerde olamayan bir meziyeti var, adil bir virüs o. Din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi görüş ayrımcılığı yapmıyor. Mahvettiğimiz doğayı birkaç günde kendine getirdi. Turnusol gibi, iyileri ve kötüleri ayırabildi.

“Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere birçok kategoriye ayrılırlar. Halbuki bu olay bu kadar karmaşık değildir. İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar: İyi insanlar ve kötü insanlar.” Virüsün kafa Albert Einstein ile aynı.

Sevdiklerimizle vedalaşmak gibi, meslektaşlarımızla vedalaşmak da çok yıpratıcı idi. Hocalarımızı, ulu çınarları bir bir uğurladık. Dünya ülkeleri, Wuhan’da başlayan salgına “hazırlıklı” yakalandı. Ama nedense ilk günler PCR test sayısı yok denecek kadar azdı. Sağlık çalışanlarının koruyucu ekipmanı yetersizdi. Onları alkış totemleri ile koruduk, yine de ÖLDÜLER!

Alternatif tıpçılar, hacamatçılar, kelle paçacılar da destek olmadı, ortadan kayboldular. Bir bilim sevgisi yayıldı. İşler biraz yoluna girip ölüm sayıları azalınca, bilimsel tıp karşıtları saklandıkları yerden çıkıp; bilimsel tıp o güçlü finansal desteğe rağmen yüz yılda ne yaptı? Ne geliştirdi? 100 yıl önce de pandemi maske ile izolasyonla yeniliyordu, şimdi de öyle dediler. Bilimin bu müthiş önermeye yanıtı yoktu!.. Pandemi uzarsa, ikinci dalga olursa bilim karşıtlarını yine görememeye başlarız. Güvenli sığınaklarına taşınırlar. Aslında bu bir halk sağlığı stratejisi, onları güvenli sığınaklarında korumalıyız ki halkımızı korusunlar. Adli Bilimler istismarcılara göz açtırmamalı…

Türkiye ve bazı ülkeler daha hızlı reaksiyonlarla canlarımızın kaybını görece azalttı. Salgın görece kontrol altına alındı. Sağlık çalışanları “ölümüne maçı kazanmak” istedi. Geride bıraktıklarını meslektaşlarına emanet ettiler. ADLİ TIP onların hakları için devrede olmalı. Yakında başlayacak olan futbol maçları için “ölümüne oynansın isteniyor” eleştirisi var. Bilim Kurulu, sağlık otoritesi “ölümüne maçlar” için bizim kararımız değil diyorlar. Kimin kararı? Soran var, cevap veren yok.   Sağlık çalışanlarının oynadığı lig ile bu ligin zorluk derecesi arasındaki uçuruma da dikkat çekerek söylenmeli ki; gerçek “ölümüne maça” sağlıkçılar gönüllü çıktılar kimsenin kararı ile ya da profesyonel bir gaye ile değil…. BU NEDENLE KAHRAMANLAR

Adli Tıp, “Pandemi ve Sağlık Çalışanları Hakları” başlığının içini doldurmalı.

Bilim Kurulu’nun bazı üyeleri tarafından TV kanallarında neden AVM’lerin güvenli, buna karşılık deniz kenarında dolaşmanın tehlikeli olduğu halka anlatılmaya çalışılıyor. Halk anlamıyor! Bilim Kurulu’nun ve sağlık otoritesinin inanılmaz başarı ile getirdiği “kontrol altına alınma noktasının” bir anda gidebileceği endişesi taşıyorlar. Pandemi yönetimi sorumluluğunu yakından izlemek bizim görevimiz. Bu sorumluluğumuzu nasıl yerine getirdiğimizi “ADLİ BİLİMLER ÇERÇEVESİNDEN COVİD-19 PANDEMİSİ-II, III-” yazılarında postmortem ve klinik adli tıp başlıkları altında açıkladık

Dr. Coşkun Yorulmaz

Yorulmaz MedikoLegal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Open chat